İçeriğe geç

Geleneksel Cinsiyet Rolleri Üzerine

Cinsiyet rolleri belirli bir toplumda cinsiyetlerden beklenen öğrenilmiş davranış kalıplarıdır. Erkeklerin ve kadınların nasıl davranacağını ve başkaları tarafından nasıl muamele göreceğini tanımlayan cinsiyet rolü beklentileri, büyük ölçüde basmakalıp kategoriler üzerine kuruludur. Kalıplaştırma bir insan kategorisine yönelik sabit, genellikle doğru olmayan ve olumsuz nitelikler atfedilmesinden oluşur. Kalıplaştırma ayrımcılığın ortaya çıkmasını (eşitsiz davranış) kolaylaştırır (Zastrow, 2010).

Süregelen toplumlarda bebeğin anne karnında cinsiyeti belli olduğu an geleneksel cinsiyet rolü beklentileri de başlar. Bir kadın geleneksel bakış açısındaki beklentilere göre; naif, hassas, hanım hanımcık, besleyen, çoğu zaman kendini feda eden olmalıdır. Kadının erkeğe karşı sesi çok çıkmamalıdır, söz sahibi ve yönetici olmamalıdır, bir adım geride olmalıdır. Kadın evde olsa da el sayılmıştır. Yuvadan uçacak bir misafir bir kuş olarak görülmüştür. Kadın giydiği gelinlik kadar temiz olmalıdır, namus kavramı ona atfedilmiştir kesinlikle leke getirmemelidir. Bu düşünce yapısıyla büyütülmüş, kocasına ve çocuklarına her şeye rağmen, kendisini eksiltmek pahasına hizmet, hürmet etmesi öğütlenmiştir. Ek olarak; bir kadının yetiştirdiği kız evladında onun izleri olacağı düşüncesiyle “anasına bak kızını al” denmiş, “almak” kelimesiyle de aslında kadının toplumdaki yeri apaçık ortaya konmuştur.

 Bir erkek ise daima güç figürü olarak görülmüştür. Erkeklik henüz doğmadan bile aileye övünme kaynağı olmuştur. Güç gerektiren sporlar, evin yönetimi, toplumun yönetimi, paraya kaynaklık etme, koruma gibi şeyler ise erkeklere özgü olarak görülmüştür. Adamlık daima en doğru, en düzgün şey olarak görülmüş olacak ki bir kadına bile bir işi adam gibi yapması söylenmiştir. Örneğin bilimi sadece adamlar yapar düşüncesi öylesine hakim olmuş ki; bilimi bir kadın yaptığında ne söyleneceği kimsenin aklına gelmemiştir. Erkekliğin bazı gerekleri ortaya konmuştur. Doğduktan sonra her erkeği; erkek gibi dövüşmek, erkek gibi yürümek, ağlamamak, çok gülmemek, sert bakışlar atmak, gücünü senden daha güçsüzler üzerinde kullanabilmek gibi kabarık bir liste beklemektedir. Eve ekmek getiren olmak, ailenin çınarı, çocukların ardındaki sağlam bir dağ olmak ise erkekliğe yüklenen diğer anlam ve sorumluluklardandır.

Belirlenen bu roller kadınlar üzerinde de erkekler üzerinde de büyük bir baskı ve sorumluluk haline gelmiş, her iki cinsiyeti de çoğu zaman yormuştur. Henüz doğmadan nasıl davranması gerektiği belirlenen, geleneklerin belirlediği kurallar çerçevesinde yetişen çocuklar ileride de hayatlarını bu rollerin yansımalarıyla sürdürmektedirler. Örneğin bir kadın çalışsa dahi evin temizliği ve yemek yapmak ona ezelden yüklenmiş sorumluluklardandır. Bu sorumluluğu yerine getirmemesi üstünlük kurması beklenen/öğretilen erkeğin ona bağırması için haklı bir sebep olarak görülmüştür. Yahut bir erkeğin çeşitli nedenlerle işsiz kalması eve ekmek getirmesi gereken kişi olarak belirlendiğinden kendini kötü hissetmesine sebep olmaktadır.

Son Olarak

Belirlenen geleneksel cinsiyet rolleri üzerinde hem kültürlerin hem de dinlerin etkisi oldukça büyüktür. Bu beklentiler her iki cinsiyet için de aynı zamanda birer tehdittir. Beklentileri yerine getirmeyen cinse karşı toplum cezalandırma, aşağılama eğilimindedir. Bugün toplumda belirlenen rollerin etkisiyle; eşitlik yok sayılmakta, zayıf görülen kadına karşı şiddet ve istismarın oranları gün geçtikçe yükselmektedir. Dünyanın her yerinde, herkesin eşit şartlarda doğmadığı aşikar. Fakat cinsiyet bu şartları belirlememelidir. Elde olan bütün imkanlardan, bilgiden, bilimden, eğitimden, yaşama hakkından, özgürlüklerden her iki cins de eşit olarak faydalanmalıdır. Unutulmamalıdır ki insan hakları cinsiyetsizdir. Her iki cins için de en önemli şey karşı cinse saygı olmalı ve bir cinsin diğerinden üstün olmadığının anlaşılmasıdır. Haklar doğru anlaşıldığında, saygı çerçevesinde yürütülen insan ilişkileri kurulduğunda umuyorum ki her iki cins için de şiddet, istismar, eşitsizlik ve hatta cinayete kadar giden hırs son bulacaktır.

Başvurular

  • Zastrow, C. (2010). Geleneksel Cinsiyet Rolü Beklentileri. C. Zastrow içinde, Sosyal Hizmete Giriş (s. 605-606). Ankara: Nika Yayınevi.

 

Tarih:Sosyal HizmetSosyoloji