İçeriğe geç

Pragmatik Bağlamda Sosyal Devlet

Yerel yönetimler ve sosyal hizmet dersi öncesi sosyal refah devletinin şeker, baharat ve bolca insani duygunun birleşmesi sonucu oluştuğunu düşünmem, ders sonrasında ise aslında bunun aksine bir “faydacılıkla” oluşmuş olabileceği görüşü ile tanışmam beni ufak bir sosyal devlet araştırması yapmaya itti. Sosyal devlet anlayışının faydacı temeller üzerine mi yoksa toplum olma bilinci üzerine mi kurulu olduğunu tartışacağım yazıma refah devletini tanımlamakla başlamak isterim.

Sosyal refah devleti, sınırlı devlet anlayışına serbestlik getiren, devletin görev ve yetkilerini genişleterek sosyal yönden toplumun kalkınmasını sağlayan, her yönden bir iyilik hali gözeten modern bir devlet sistemi olarak tanımlanmaktadır (Kurşun & Rakıcı, 2016). Refah devleti en genel anlamda piyasa ekonomisinin başarısızlıklarını ve yetersizliklerini ortadan kaldırma amacını gütmektedir ve bu nedenle müdahaleci, düzenleyici, yeniden dağıtıcı ve girişimci bir nitelik taşımaktadır (Aktan & Özkıvrak, 2008, s. 11).

Sosyal refah devleti kapitalizmi dengeleyen ve vahşileşmesini engelleyen bir yapıdır. Refah devletleri vatandaşının çeşitli sebeplerle müşkül konuma düşmesini engellemek için nakdi faydalar sağlamak yanında sağlık, eğitim, konut hizmetleri sunmak ve tam istihdama ulaşmaya yönelik önlemler almak suretiyle vatandaşlarına belirli bir gelir, gelecek güvencesi ve temel sosyal hizmetlerden yararlanma olanağı sağlar ve bu doğrultuda ekonomik hayatın işleyişine müdahale eder (Aktan & Özkıvrak, 2008, s. 11). Sosyal refahı sağlamak için gereken bu sermayenin büyük bir kısmı da elbette vatandaşlarından aldığı vergilerle finanse edilir.

Kısaca özetleyecek olursam sosyal devlet, kaza yapan vatandaşını yaralı halde bırakıp gitmez, diğer vatandaşların yardımını alarak bir güzel müdahale ettikten sonra “bir dahakine daha dikkatli ol e mi” diyerek de tembihlemeyi unutmaz.

Bu açıdan baktığımız zaman sosyal devlet gerçekten harika bir sistem gibi gözüküyor. Fakat benim tartışmak istediğim esas konu sosyal devletin vatandaşa müdahale etme amacı ne? Bunca harcamayı tamamen insancıl(hümanist) olduğu için mi yapıyor yoksa gözettiği farklı bir şeyler mi var? (Sosyal devletlerin altın çağına son veren vatandaşa yönelik yapılan yüksek harcamalar olmuştur.) Sosyal devlet anlayışı Batı toplumunun çıktısı olan bir ürün, yani bireyciliğin harman olduğu yerde ortaya çıkmış. Onu bir kenara bırakırsak insanın yine insanın kurdu olduğu bir dünyada sosyal devlet denilen bu özverili yapı neyin sonucu oluşturuldu?

Klasik liberal düşüncenin görünmez elinin Büyük Buhran karşısında çaresiz kalmasının sonucu olarak ortaya çıkmış (Candan & Maltaş Erol, 2017, s. 93). Kara Perşembe olarak bilinen ekonomik krizde yüzbinlerce insan işsiz kalmış, insanlar artık yiyecek bile alamaz duruma gelmişler ve kendilerini doyurmak için tarımsal ürünler yetiştirmeye başlamışlar, intiharlar başlamış, suç oranları artmış hatta 2. Dünya Savaşı dahi Hitler’in bu liberal krizi fırsat görmesiyle başlamıştır. Burada odaklanmamız gerekenler; işsizlik, açlık, öz-kıyım, savaş gibi sosyal nitelikli sorunlar olarak gözüküyor. Cevabını almak istediğim soru şu: Eğer bu sorunlar ortaya çıkmasaydı, sosyal devlet anlayışı gelişmeyip, vahşi liberalizm güneşinin altında kalmış, gölgeden bihaber insanlar yalnızca tanrının merhametine mi kalacaktı? Muhtemelen evet.

Sosyal devletin Avrupai bir çıkarım olduğunu yukarıdaki paragrafların birinde yazmıştım. Biz aynı zamanda biliyoruz ki Avrupai eylemler genellikle bireyci düşünce perspektifinin etkisinde meydana gelir. Bireyci düşünce de bireyin çıkarlarının toplumun çıkarlarının önünde olmasıdır. Liberal felsefeye bağlı bireycilik kendi kendine karar verme, otantiklik, ahlaki çoğulculuk, özerklik ve şahsi sorumluluk özelliklerini taşır (Altıntaş, 2012, s. 34).

Şimdi bu özelliklere bakarak bir değerlendirme yaparsak, sosyal refah devleti anlayışının bireylerin toplumsal bir kimliğe sahip olduğu, karşılıklılık, dayanışma, güven ve fedakârlık düşünceleriyle hareket etmeyen yani kolektivist olmayan bir toplumda ortaya çıkmasının nedeni büyük ölçüde insancıllık olabilir mi? Toplumdan önce kendi çıkarlarının korunması gerektiğini düşünen bir öğreti karşılıksız bir şekilde dezavantajlı konuma düşmüş insanlara yardımcı olur mu?

Sosyal adaletsizliğin fazla olduğu, yani toplumdaki hizmetlerin dağılımının adil olmadığı toplumlarda anominin ortaya çıktığı; soygun, hırsızlık kundakçılık, tecavüz gibi suçların çok olduğu çeşitli araştırmalarda ortaya konulmuştur (financeonline.com, 2013). Suç oranının az olduğu ülkelerde de başı çekenler büyük ölçüde İskandinav ve Batı Avrupa ülkeleridir. Bunun sebebi devletin vatandaşını suça sürüklenmekten koruyan sosyal refah devleti anlayışı olarak göze çarpmaktadır.

Bir üst paragrafta da anlayacağımız gibi insanlar birbirlerini finanse etmeye gönüllü olmaktan çok zorunlularmış gibi gözüküyor. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın deme lüksleri yok. Çünkü eşitsizlik ve adaletsizliğin kol gezdiği ülkelerde suç oranları yüksek, yaşam kalitesi düşük… Bunun yanında o ülkelerde yaşantılarını sürdürebilecekleri ideal bir ortam kesinlikle olmayacak.

Yazımda elimden geldiğince sosyal devletin arka planında yatan düşünceleri irdelemeye ve tartışmaya çalıştım. Bu konuyu araştırmaya başlamadan önceki düşüncem insanların birbirlerinin iyiliğini istediği için birbirlerini finanse etmesiydi. Eğer onları (dezavantajlıları) korumazsak toplumda suç artar ve bunun ucu da bize dokunur demeden önce daha yaratacağı huzursuzluğu düşünmeden, o insanların yalnızca insani şartlar altında yaşamalarını istediği için yardım etmelilerdi. Yazımı belki insanların kendini bu doğrultuda zorunlu olarak görmesi ve bir ödev olarak böyle bir davranışı sergilemesi daha iyidir diyerek tamamlamak istiyorum.

Sosyal devletin “su gibi aziz, ekmek kadar mübarek bir şey” olduğunu hepimizin anlaması dileklerimle.

KAYNAKÇA

  • Aktan, C., & Özkıvrak, Ö. (2008). Sosyal Refah Devleti. Ankara: Okutan Yayınları.
  • Altıntaş, M. (2012, Aralık). Bireycilik ve Toplumculuk Tartışmaları Bağlamında Değerler Eğitimi Yaklaşımları. Değerler Eğitimi Dergisi, 10(24), 31-54.
  • Candan, H., & Maltaş Erol, A. (2017, Temmuz). TÜRKİYE’DE SOSYAL ADALETİN TEMİNİNDE SOSYAL DEVLETİN ROLÜ. (N. Tosun, Dü.) Sayıştay Dergisi(106), 87-119.
  • financeonline.com. (2013). How Income Inequality Affects Crime Rates. financonline.com: https://financesonline.com/how-income-inequality-affects-crime-rates/ adresinden alındı
  • Kurşun, A., & Rakıcı, C. (2016). Sosyal Refah Devletinin Tarihi Süreci ve Günümüz Bazı Refah Devletlerinin Değerlendirilmesi. Uluslararası Ekonomi ve Yenilik Dergisi, 2(2), 135-156. http://dergipark.gov.tr/download/article-file/234526 adresinden alındı
Tarih:GenelPsikolojiSosyal HizmetSosyoloji