İçeriğe geç

12 Kızgın Adam Filmine Yönelik Sosyal Psikoloji Çerçevesinde Bir Değerlendirme

Bir cinayet… Birbirinden farklı kişilik özellikleri gösteren 12 jüri üyesi… Bu kişilik özelliklerinin, geçmiş yaşam deneyimlerinin etkisiyle oluşan farklı bakış açıları ve zorlu bir görev… Film boyunca, jüri üyelerimiz 18 yaşındaki bir gencin babasını öldürmesiyle alakalı delilleri irdeleyip, cinayete ilişkin haklı bir suçlama yapılıp yapılmadığını tartışıp, bir sonuca varmaya çalışırken; bizler de belirli bir amaç etrafında toplanmış bu grubun iç dinamiklerini, yapısını, grup üyeleri üzerinde olan etkisini ve grup sürecini tüm açıklığıyla  gözlemleme fırsatı bulabiliyoruz.

Gelin, ilk aşamada grubu yapısal özellikleri bakımından inceleyelim. Bizi filmin ilk dakikalarından itibaren, farklı meslek ve yaş gruplarından; kimisi sabırsız, kimisi azimli, kimisi kibirli, kimisi heyecanlı üyelerden oluşan bir grup karşılıyor. Bu kapsamda grubun yapısal olarak heterojen bir yapıya sahip olduğu söylenebilir. Grup içi iletişim örüntüleri inceliğinde; farklı düzeylerde aktif üyeler bulunsa da süreç içerinde tüm üyelerin birbiriyle etkili şekilde duygu ve düşünce alışverişinde bulunduğu görülebiliyor. Sonuç olarak film boyunca heterojen ve demokratik bir grubun etkileşiminin meydana getirdiği olaylar serisinin izlendiğini söyleyebilirim.

Jüri üyelerimiz bizi biraz bekleyedursun; biz de Asch’in uyma deneyini hatırlayarak biraz ara verelim. Deney kapsamında; ikisi hariç birbirinde farklı boylarda olan çubuk resimlerinden hangi ikisinin aynı boyda olduğuna yönelik sorular bir gruba yöneltilir. Gruptaki yalnızca bir üye ilk birkaç sorudan sonra kasıtlı olarak, ortak, yanlış bir cevap verileceğinden habersizdir. Bu üye, gruba uyma davranışı gösterip göstermeyeceği gözlemlenecek olan üyedir. Deneyin sonunda; grubun diğer üyelerinin kasıtlı olarak art arda verdiği yanlış cevaplardan sonra, davranışı gözlemlenen üyenin görsel algısından gelen bilgiye rağmen uyma davranışı göstererek grubun verdiği yanıtı verdiği görülür.1 Asch’in bu deneyi bizlere gösteriyor ki; grubun birey üzerinde normatif bir etkisi vardır ve birey grup içerisinde yalnız olduğu zamankinden farklı davranır. Şimdi jüri üyelerimize geri dönelim. Grup, grup çalışmalarına başlamadan önce cinayeti işlediğinden şüphelenilen çocuğun suçluluğuna yönelik açık bir oylama yapamaya başlamış. Grubun çoğunluğu, cinayeti işleyen kişinin çocuk olduğunu kanıtlayan birçok delil olduğuna yönelik ortak bir norma sahip görünüyor. Onlar ilk oylamalarını yaparken biz de üyelerin oylama sırasındaki jest ve mimiklerini inceleyelim. Bazı üyeler düşünceli görünüyor, ellerini emin olarak kaldıramıyor ve diğer üyeleri izliyor. Fakat yine de bir üye hariç herkes çocuğun suçluluğuna yönelik el kaldırıyor. Tereddütlü üyeler emin olmadan el kaldırdıkları için biraz rahatsız görünüyorlar. Fakat tüm deliller çocuğu işaret ederken, on dakika içinde davayı sonuçlandırıp tüm üyeler rahat ve sıcak evine kavuşacakken kim farklı bir görüş öne sürüp tüm grubun tepkisini üzerine çekmek ister ki (?) Asch’in deneyinde kendi görsel algısından gelen ve doğru olduğundan emin olduğu bilgiden vazgeçen grup üyesi bile uyma davranışı gösterirken, bu jüri üyelerimizin de uyma davranışı göstermesine şaşırmamak gerekir. Fakat o da ne? Bir jüri üyesi çocuğun suçlu olduğuna yönelik el kaldırmıyor ve delillerin daha detaylı incelenmesi gerektiğini ifade ediyor. Grup içindeki etkileşimin en heyecanlı ve yoğun hallerini bu aşamadan sonra izliyoruz. Grup içindeki farklı olanın etkisinin ne denli güçlü olabileceğini görmeye başlıyoruz.

Cesur jüri üyemize tepki gösteren diğer üyeler, düşüncelerini ortaya koyarken çeşitli kalıplaşmış tutum örnekleri sergiliyorlar. Bu kalıplaşmış tutumların bazıları şüpheli çocuğun yaşadığı semte ilişkin etiketlemeler dolayısıyla çocuğa yönelik olarak görülebildiği gibi film boyunca gözlemlenen bir başka öge olan alt gruplar arasında da görülebiliyor. Muzafer Sherif çocuk gruplarıyla yaptığı bir deneyde, kalıplaşmış yargı ya da tutumların, gruplar arası çıkar çatışmaları sonucunda ortaya çıktığını görmüştür. Nitekim filmde de katilin kesinlikle çocuk olduğunu düşünen alt grubun, çekimser olan gruba dair gereksiz yufkayürekililik gösterildiğine yönelik kalıplaşmış bir tutum geliştirdiğini seyrediyoruz.

Film boyunca aşama aşama tutum değişimine şahit oluyoruz. Çocuğun katil olduğuna yönelik delillerin her çürütüldüğünde Heider’in Denge Kuramı’da da olduğu gibi grup normunda bir dengesizlik oluşuyor ve üyeler bu dengesizliği gidermeye çalışırken, tutumlarının da aşama aşama değiştiği görülebiliyor.

İlerleyen tüm grup sürecinde, grup normunun tamamen zıt yönde ve Sherif’in grup normunu oluşturma deneyinde de olduğu gibi yeniden oluştuğuna şahit oluyoruz. Burada Asch’in ve Sherif’in deneyleri arasındaki farka ve biri gruba uyma deneyi olarak bilinirken neden diğerinin grup normunu oluşturma deneyi olarak bilindiğine değinmekte fayda var. Çünkü Sherif’in deneyinde de Asch’in deneyinde olduğu gibi kişilerin kendi görsel algılarından gelen bilgiden vazgeçtikleri görülür. Aradaki fark Sherif’in deneyinde kullanılan görsel bilginin Asch’inkinin aksine belirsiz oluşudur ve burada gruptaki tüm üyeler birlikte grup normunu sıfırdan oluşturur.Bizim jüri üyelerimiz için de karşıt deliller çıktıkça benimsedikleri grup normu (çocuğun katil oluşu) belirsiz hale gelmeye başladı ve filmin sonunda grup normu grup tarafından yeniden inşa edildi.

Grubun her ne kadar kendine uydurucu güçlü bir etkisi olsa da tek bir zıt düşüncenin tutum değişimine nasıl etki edebileceği film boyunca gözler önüne serilmiş. Farklı olana tahammülün ve saygının olmadığı günümüz dünyasında kim bilir belki bu film düşüncelerimizi özgürce paylaşmamız için bizlere ilham olur.

Faydalanılan Kaynak:

Çiğdem Kağıtçıbaşı ve Zeynep Cemalcılar, İnsan ve İnsanlar, İstanbul, Evrim Yayınevi, 2017, s. 140-150

Tarih:Genel