İçeriğe geç

Boşanma Olgusu ve Bu Süreçte Aileye Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

Literatür incelendiğinde; evlenerek aile kuran bireylerin ‘boşanma’ amacının olmadığı ancak evlilikle birlikte yeni bir yaşam düzenine giren eşlerin zaman içerisinde birbirleriyle anlaşamadıkları, tartıştıkları ve hatta kavga ettikleri görülmektedir. Evlilikte yaşanan bu tür olumsuzluklar giderek derinleşebilir ve boşanma olgusu gerçekleşmektedir.

Boşanma eşlerin, birlikteliklerinden psikolojik olarak doyum sağlamadıkları, karşılıklı beklenti ve gereksinimlerini karşılayamadıkları durumda evliliklerine yasal olarak son vermeleridir (Duman, 2018). Boşanmanın bütün toplumlarda görülen bir olgu olduğu bilinmektedir. Boşanma ile toplumsal yaşamın en küçük birimi olan aile sarsılarak dağıtır. Eşler arasında gerçekleşen bu hukuki vaka, eşler, onların çocukları ve yakınları başta olmak üzere topluma doğrudan ve dolaylı olarak yansıyan sonuçlar doğurur; dolayısıyla toplumun genelini etkileyen sosyal bir sorun olarak karşımıza çıkar (Ayhan, 2018). Türkiye’de özellikle son on yıldaki oranlar, boşanmanın toplumumuz için sosyal problem olabilecek bir düzeyde seyrettiğini gösteriyor. 90’lı yıllarda yavaş yavaş artış gösteren boşanma oranı, 2000 ile 2010 tarihleri arasında düzenli bir artış şekline dönüşmüş ve toplumu tehdit eder hale gelmiştir (Çelen, 2011).

Boşanma Nedenleri

Boşanma olgusu üzerinde birçok faktörün etkili olduğu söylenebilir. Bunlar, toplumsal değişiklikler, ekonomik koşullar, etnik ve toplumsal özellikler ve eşler arası ilişkinin kalitesi olarak ifade edilebilir. Bütün bu unsurlar birbirleriyle ilişkili olmakla birlikte geçmiş yaşantı, evlenme yaşı, sosyoekonomik durum, dindar olup olmama, çocukların olması ya da olmaması gibi demografik faktörler ve eşlerin ilişki düzeyleri çiftlerin boşanma riskini etkilediği bilinmektedir (Bilici, 2014).  Türkiye’deki boşanmaların en önemli nedeni olarak geçimsizlik bilinmekte ve her yıl bu oranlarda artışın olduğu gözlenmektedir. Buna ilaveten, İstatistik Enstitüsü verilerine göre, boşanma nedeni olarak ikinci ve üçüncü sırada terk ve zina yer almıştır. Kadının çocuk sahibi olamaması, gelin-kaynana çatışması, annelerin erkek çocuklarını gelinlerinden kıskanmaları, evli çiftlerin ailelerinin sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan aynı düzeyde olmamaları gibi sebeplerin de boşanmaya neden olduğu anlaşılmaktadır.

İstatistiklere yansıyan nedenlerin yanı sıra, Türk toplumundaki ataerkil yapı, aile içi şiddet; özellikle erkeğin kadına karşı kaba kuvvete başvurması, aşırı alkol kullanma, işsizlik, her iki tarafın aşırı derecede sahiplenme duygusuyla meydana getirdikleri kıskançlık yaklaşımları, kadını eve hapsetmek gibi aşırı muhafazakâr baskılar da önemli boşanma nedenleri arasındadır (Yıldırım, 2004).

Boşanmanın Bireyler Üzerindeki Etkisi

 Boşanmanın kadın, erkek, çocuklar, toplum ve hatta çevre üzerinde biriyle ilişkili ama farklı nitelikteki olumsuz sonuçlarından söz edilebilir. Bu olumsuz sonuçlar henüz boşanma sürecinde başlar. Boşanma süreciyle birlikte ev, bir uzlaşma, duygusal doyum elde etme, rahatlama ve huzur bulma mekânı olmaktan bir çatışma mekânına dönüşür. Eşler arasındaki çekişme, kavga, aile mahremiyetini genellikle ihlâl eder, başkalarını aile içi sorunlara müdahale ettirir, “ev ortamı” başkalarının da içinde yer aldığı bir müzakere ve tartışma ortamına dönüştürür (Ayhan, 2018). Boşanma sürecini yaşamış her insan, boşanmayı farklı düzeylerde tecrübe edebilir. Boşanma sürecinde çiftlerin çoğu depresyon, yalnızlık ve geleceğin ne getireceğiyle ilgili kalıcı korkular gibi duygusal zorluklar yaşamaktadır. Boşanma kararı alan anne babalar, evlilik müessesesinin sorumluluğunu taşıyamadıklarından kendilerini suçlu hissederler. Yeni hayatlarına uyum sağlamaya çalışırken onları en çok düşündüren şey, çocuklarının geleceği ve boşanmanın çocuklarına vereceği olumsuz etkiler olarak bilinmektedir (Bilici, 2014).

Hemen hemen bütün boşanmalarda, kadın da erkek de duygusal bir çöküntü yaşarlar. Boşanmaya karar verene kadar uzanan süreçte çoğu kez kadın ve erkek birbirlerini karşılıklı olarak incitmiş olsa bile kadın için de erkek için de boşanma olayı kişisel özgüvene ve saygıya indirilmiş bir darbedir. Evlilik, ne kadar kötü olursa olsun, boşanma gerçekleştikten sonra yaşanan boşluk üstesinden gelinmesi gereken önemli bir sorundur. Bunların yanı sıra, ortada bir de çocuklar varsa, bu kez, çocuk ya da çocukları kapsayan yeni bir düzen kurma zorunluluğu acil olarak ortaya çıkmaktadır (Türkaslan, 2007).

Bu süreçten en çok etkilenen bireyler çocuklardır. Kuşkusuz bir çocuk fiziksel ve psikolojik gelişimini en güzel şekilde ailesinin içinde tamamlar. Çocuk hem annenin hem de babanın ilgisine, sevgisine, şefkatine muhtaç bir varlıktır. Çocuğun ruhsal ve zihinsel acıdan sağlıklı olmasının başta gelen şartlarından birisi elbette ki kişiliğinin ideal bir aile tarafından kazandırılmasıdır (Türkaslan, 2007). Boşanmış ailelerin çocuklarının eğitim sürecinde daha çok sorunla karşılaşmaktadır. Statüsü artık “boşanmış aile çocuğu” olarak belirlenen bu çocuklar, kendilerinden beklenen başarıyı gösterememektedirler.

Boşanmış ailelerin çocukları ile diğer ailelerin çocukları karşılaştırıldığı araştırmalarda boşanmış ailelerin çocuklarının diğer çocuklara göre, depresyon, sosyal içe dönüklük, saldırgan davranışlar, sosyal sorunlar, dikkat sorunları, etkinliklere katılım, sosyal işlevsellik, okul işlevselliği ve öz saygı sorunları ile daha çok karşılaştıkları tespit edilmiştir. Araştırmalar bu çocukların diğer çocuklara göre daha çok ruhsal hastalıklarla karşılaştıkları, sürekli kaygı seviyelerinin daha yüksek olduğunu ve bu sorunların kız çocuklarında daha çok görüldüğünü ortaya koymuştur (Ayhan,2018). Çocuğun ilerleyen donem içerisinde psikolojik durumu takip edilmeli, özellikle gizli depresyon ve kaygı durumları göz önüne alınmalıdır. Bu yeni durum çocuğun sosyal hayatında, uyum güçlüğü denen bir tabloya zemin hazırlayabilir. Burada anne-babaların dikkat etmesi gereken en önemli nokta -ister ayrı ister beraber- çocuğa verilecek sevgi ve sağlanacak huzur ortamı, her turlu sıkıntı ile başetmek için gerekli olan en önemli araçtır (Türkaslan,2007). Bu sürecin ne yönde çözümleneceği, bireylerin kişilik özelliklerine, baş etme becerilerine, alacakları yardım ve desteğe bağlıdır (Hoff 1984; akt. Uçan,2007).

BOŞANMIŞ EBEVEYNLER VE ÇOCUKLARI İÇİN KORUYUCU- DESTEKLEYİCİ ÇALIŞMALAR

Boşanma, mevcut aile yapısının, normal gidişatının tersi veya değişik bir durumu olduğu için, aile içerisindeki bireylerin hepsini önemli ölçüde etkilemesi de kaçınılmazdır. Bu etkilenmede karşılıklı etkileşim içerisinde, çocuk- anne, çocuk-baba, anne-baba, çocuklar kendi aralarında ayrı ayrı etkilenmesi ve bunların ikişerli olarak birbirini etkileyip, yeni oluşuma ayak uydurmaya çalışması durumu söz konusudur (Türkaslan, 2007). Boşanma, süreci ve sonuçları bakımından birçok insanı etkileyen bir olgu olması nedeniyle, bireysel ve toplumsal boyutta oluşabilecek zararı en az düzeye indirebilmek için, koruyucu, önleyici ve destekleyici çalışmalar yapılmalıdır. Bunlar;

Boşanma Terapisi

Boşanma olgusu üzerinde çalışan terapistlerin, bireylerin atlatılması zor, kişisel ve ailevi problemler ve boşanma süreciyle meydana gelen sorunların üstesinden gelmesine yardımcı olmak için teorik araçlar ve klinik stratejilere ihtiyaç duyulabilmektedir. ‘’Evliliğin sonunu kabul etme, boşanma sonrasında eski eşle işlevsel ilişki kurabilme, ortalama bir duygusal uyum ve duygusal desteği başarabilme, ruhsal acıyla baş edebilme, kişinin evliliğinin sona ermesindeki rolünün farkına varmasını sağlama, çocukların boşanma sonrasındaki eksikliğe uyum sağlamasına yardımcı olma, sağlıklı alışkanlıklar geliştirme, bireylerin sosyal hayatlarında işlevsel olmalarını sağlamak’’ gibi işlevleri vardır (Şimşek,2016).

Boşanma Arabuluculuğu

Son yıllarda evlilik danışmanlığının yanında boşanma arabuluculuğu da süreç içerisinde mahkemeler tarafından alternatif olarak kullanılmaktadır. Temel amacı tek tarafın isteklerinin karşılandığı, diğer tarafın kaybettiği sonuçların oluşması yerine iki tarafında gerçek ihtiyaçlarının karşılandığı ortak sonuca ulaşmaktır. Taraflardan sadece birinin kazanması diğer tarafta öfke ve hayal kırıklığına yol açmaktadır. Özellikle çocuk sahibi ailelerin boşanma sonrasında da iletişimlerinin devam edeceği göz önüne alındığında bu sürecin en az hasarla atlatılması önem taşımaktadır. Geçmişte olan problemlere yönelmekten çok şimdi ve burada tekniğini kullanarak asıl problem üzerine çalışarak uzlaşmayı amaçlayan yaklaşımdır (Kılıç,2010).

Ebeveynlere Yönelik Hazırlanan Eğitimsel Programlar

Son yıllarda boşanma sayısındaki hızlı artış ve boşanmanın ailenin sonu olmadığı görüşünün yaygınlaşmasıyla gelişmiş ülkelerde boşanma öncesi, sırasında ve sonrasında ailelere ve çocuklarına yönelik bazı eğitimsel programlar geliştirilmiştir. (Erem, 2016).

 Ebeveynlere yönelik hazırlanan eğitimsel program ailelerin boşanma durumuna ‘’psikolojik uyumlarını sağlamak, etkili ebeveynliği geliştirmek, aile ilişkilerini güçlendirmek’’ temel amaçlarını taşır. Bu programlarının içeriğini ise dört temel konu oluşturmaktadır. Boşanma sürecinde yaşanan ‘’kayıp ve yas duygusuyla baş etme ve uyum eğitimi, boşanmanın getirdiği değişimlerle baş etme, etkili ebeveynliğin öğretilmesi, destek kaynakları (kitap, iletişim kaynakları) kullanabilme’’ becerisinin geliştirilmesidir. Ebeveyn eğitim programlarında genellikle video gösterisi, grup tartışmaları ve konferanslar yer almaktadır. Eğitim programına akademisyenler, psikiyatrisiler ve devleti temsil eden bir yetkili katılmaktadır. Ebeveyn eğitim programları ailelerin ve çocuğun boşanma sürecini problemsiz atlatabilmesi açısından etkili olmakla birlikte henüz ülkemizde düzenli ve programlı olarak uygulanmamaktadır (Erem, 2016).

 Çocuklara Yönelik Boşanma Eğitim Programları

Danışmanlık Programları: Boşanmanın çocuklar üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Danışmanlık programları genel olarak çocukların boşanmayla yüzleşerek yalnız olmadıklarını anlamalarını sağlamak, boşanmaya kendilerinin neden olduğu fikrinden çocukları vazgeçirmek, çocuklara etkili iletişim, problem çözme ve atılganlık becerileri kazandırmak, stresle başa çıkma becerilerini geliştirerek stresi yenmelerini sağlamak, öfkelerini kontrol edebilmeyi öğretmek gibi amaçlara odaklanmıştır (Erem, 2016).

Koruyucu Grup Müdahaleleri: Genellikle boşanma olayı gerçekleştiğinde ergenlik döneminde olan çocuklar için kullanılır, boşanma olayını yaşayan çocukların akranlarıyla beraber olmaları duygularını paylaşmalarına ortam hazırlamakta ve böylece yalnızlık hislerini ortadan kaldırmaktadır (Erem, 2016).

Okul Temelli Programlar: Boşanma öncesi ve sonrası şiddetli geçimsizliğin sürmesi ve anne babaların kendi dertlerine düşmeleri nedeniyle çocuğun aile dışında en çok güvendiği yer olan okullar kullanılarak çocuğun boşanma yaşantısının normalleştirilmesi ve çocuğa gerekli desteğin sağlanması amacıyla okul temelli destek programları geliştirilmiştir. Okul destekli programlarda boşanmış ailelerden gelen çocuklar birbirine yaşadıklarını anlatmakta ve bu da akran desteği sağlamaktadır (Erem, 2016).

KAYNAKÇA

  • Bilici, A. (2014). Boşanma sürecinin çocuklar üzerindeki psiko-sosyal etkileri.Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2, 79-110.
  • Çelen, M. (2011). Türkiye’de boşanma olgusu ve boşanma çeşitleri.
  • Duman, N. (2018). Boşanmanın psiko-sosyal sebepleri üzerine bir değerlendirme. Uluslararası İnsan Çalışmaları Dergisi, 1,2.
  • Erem, N. (2016). Boşanma ve çocuk.
  • https://slideplayer.biz.tr/slide/10355106/ (E.T:03.11.2019).
  • Kılıç, M. (2010). Boşanma ve boşanma arabuluculuğu.
  • https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_5032.htm (E.T:03.11.2019).
  • Şimşek, B. (2016). Çift terapisinde kullanılan yöntemler.
  • https://www.tavsiyeediyorum.com/makale_16108.htm (E.T:03.11.2019).
  • Türkarslan, N. (2007). Boşanmanın çocuklar üzerine olumsuz etkileri ve bunlarla baş etme yolları. Aile ve Toplum Dergisi, 3, 11.
  • Uçan, Ö. (2005). Boşanma sürecinde kriz merkezine başvuran kadınların retrospektif olarak değerlendirilmesi. Klinik Psikiyatri Dergisi, 10, 38-45.
  • Yıldırım, N. (2004). Türkiye’de boşanma ve sebepleri. Kış Dergisi, 28, 59-81.
Tarih:GenelPsikolojiSosyal HizmetSosyoloji