İçeriğe geç

Yetin(me)me Güzellemesi

Yetinmeyi bilir miyiz, bize verdiği kadarıyla hayatın?

Peki başka bir soru, yetinmeyi bilmeli miyiz bize verdiği kadarıyla hayatın?

Yetinmeyi ve şükretmeyi önemli bir değer olarak tanımlıyoruz. Geçtiğimiz günlerde zor koşullar altında yaşamasına rağmen elinden geldiğince yetinmeye çalışan, 29 yaşında bir gence Twitter üzerinden verilen destek sanırım bunun bir kanıtı olarak gösterilebilir. Aslında belki bunun bir getirisi olarak diğer evsizlerden ön plana çıkarıp ödüllendirdik(!) de. (Bulunduğu koşullardan şickayetçi olan biri olsaydı da aynı şekilde yardımcı olur muyduk acaba?)

Yetinme bugün pozitif psikolojinin de önemli kavramlarından biri olarak literatürde yerini almaktadır. Bir portalda yayımlanan bir yazıda Nevzat Tarhan ‘ın da “Güzel İnsan Modeli” kitabında yetinmeye önemli bir yer ayırdığı, yetinmenin önemini vurguladığı ifade edilmektedir. Kitabında kapitalist ahlakın bizi sürekli tüketmeye ve sürekli elimizde var olandan fazlasını istemeye ittiğinden bahseden Tarhan, bizleri toplumun manevi dinamikleri olan değerlerin hayatımıza yeniden hakim olması için bir adım atmaya davet etmiştir. (Özdemir, 2011).

Elbette yetinmek önemli bir kavram. Özellikle bir tüketim toplumuna evrilmemizin olumsuz bir getirisi olan, tüketimin en önemli haz kaynağı olduğu şu günlerde bunun farkında olmamak için toplumdan önemli ölçüde kopuk olmak gerekir sanırım. Ancak tüm bunların yanında; dünyada bunca yoksulluk, bunca fırsat eşitsizliği, bunca sosyal adaletsizlik varken, insanlar temel gereksinimlerine ulaşma konusunda hala yetersizlikler yaşıyorken, bu yetinme ve şükretme güzellemelerine bir noktada dur denmesi gerektiği kanaatindeyim. Kişiye her durumda yetinmesi gerektiğini söylemek, kişinin bir noktada vahşi kapitalizmin pençesinde bir başına bırakılması demek değil de nedir?

Yoksulluğun sona ermesi vizyonu ile çalışan sivil toplum ve yardım kuruluşu OXFAM yayımladığı Küresel Eşitsizlik Raporu’nda dünyanın en zengin %1 ‘lik kısmının 6,9 milyar insanın servetinin iki katından daha fazla servete sahip olduğunu belirtmektedir. Ayrıca dünyanın en zengin 2,153 kişisi dünyanın en fakir 4,6 milyar toplamından daha fazla serveti kontrol etmektedir. Yine aynı rapora göre dünya nüfusunun yaklaşık yarısı (3,4 milyar insan) günde 5,50$ dan daha az bir paraya yaşamaktadır. 258 milyon çocuğun, her beş çocuktan birinin, okula gitmesine imkan verilmemektedir (Oxfam, 2019). Bu en fakir 4,6 milyar insan, eğitim hakkından mahrum olan 258 milyon çocuk ellerindeki imkansızlıklarla yetinmeli midir?

Peki biz hal bu iken, kişiye yetinmeyi tavsiye etmeden önce, kişiyi yetinmediği için suçlamadan önce ne yapmalıyız? Bana sorduğunuzu varsayıp Arif Damar’la yapacağım bir göndermeyle yazımı sonlandırayım. Önce durup düşünün,

“nice nice acıları aklınıza getirin,

bunca yoksulluğu aklınıza getirin,

gözyaşlarını aklınıza getirin”

ondan sonra yetinme güzellemenizi istediğiniz gibi taçlandırabilirsiniz…

KAYNAKÇA

  1. Oxfam. (2019). Extreme inequality and essential services. oxfam.org: https://www.oxfam.org/en/what-we-do/issues/extreme-inequality-and-essential-services adresinden alındı
  2. Özdemir, Ş. (2011, 09 29). Modern insan artık yetinmiyor. e-psikiyatri.com: https://www.e-psikiyatri.com/modern-insan-artik-yetinmiyor adresinden alındı
Tarih:Genel