İçeriğe geç

Sosyal Biliş ve Bilişsel Yanlılıklarımız

Sosyal biliş temel olarak insanların çevreden kaynaklı bilgiler temelinde çıkarsamalara ve yargılara nasıl ulaştıklarıyla ilgilidir. İnsan sosyal yaşamı karar verme üzerine kuruludur. Bireyler karşı karşıya oldukları bilgi yığını ile baş ederek dünyayı anlamlandırma ve eylemleri için bir karara varma eğilimine sahiptirler. Bu sürecin belli aşamaları bulunmaktadır. Bireyler önce bilgi toplarlar, daha sonra toplantıları bilgiler içerisinden en uygun olanı seçerler ve son olarak bilgileri bir yargıda bütünleştirirler. Süreç oldukça mekanik görünmektedir. Eğer bu aşamaları bir bilgisayar gerçekleştirseydi tüm bilgileri eksiksiz şekilde toplar, kendisi için en doğru ve faydalı olanı seçer ve belki de %100 doğruluğa yakın sonuçlar elde edebilirdi. İnsan da karar verme ve bir yargıya ulaşma ile ilgili bu aşamalardan geçse de duyguları olan, deneyimlerinden etkilenen, sınırlı kapasitesi olan bir varlıktır. Bu durum yanlılıkları kaçınılmaz hale getirmektedir.

Yanlılığa neden olan unsurlardan biri geçmiş deneyimlerimizden beslenen beklentilerimizdir. Bir durumla daha önceden edindiğimiz bir bilgiye sahipsek ilerleyen zaman içerisinde edineceğimiz bilgiler de bu bilgi etrafında şekillenecektir. Yanlılık, beklentimizle tutarlı bilgileri seçici olarak algılamamızdan kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte yanlılıklar yalnızca geçmiş bilgilerimizden değil, ilgili durumla alakalı yeni edindiğimiz bilgilerden de kaynaklanabilmektedir.

Bireylerin yargıya varmaları gereken bir durumla ilgili az miktarda bilgi topladıkları durumlarda, bu bilginin yetersiz ve yanlı olabileceği konusunda farkındalıkları olsa dahi genel bir yargıya varma eğilimleri bulunmaktadır. Benzer şekilde küçük bir örneklemden elde edilen bilgiler de yanlı bir sonuca yol açabilmektedir.

İstatistiksel bilgiye yerine kullanma eğilimi gösterilen olay tarihçesi bilgisi de yanlılığa neden olan bir diğer faktördür. İstatiksel bilgi çok sayıda birey hakkında veri sağlarken; olay tarihçesi bilgisi yalnızca birkaç özgül bireye ilişkin veri sağlamaktadır. Bireylere hem istatistiksel hem de çelişkili fakat renkli ve bireyin ilgisini çekeni olay tarihçileri bilgisi verildiğinde istatiksel bilgiyi reddetme eğilimi göstermektedir.

Bireyin genellemeye eğilim gösterdiği bilgi türü yalnızca renkli olay tarihçesi bilgisi değildir. Ayrıca birey yargılara varırken olumsuz bilgiye olumlu yönlerden daha fazla ağırlık vermektedir. Bu durum, yargı ve kararlar üzerindeki araştırmaların ortak bulgularından biridir. Başkaları hakkında izlenim oluşturmada da benzer genellemeler geçerlidir.

Yanlılıklar, yalnızca yargıya varmadaki aşamaların ilki olan bilgi toplama sürecinde gerçekleşmemektedir. Bireylerin, bilgileri bir araya getirme ve toplumsal bir yargıda bütünleştirme aşamalarında da yanlılıkları olabilmektedir. Bireylerin bütünleyici yetenekleri ve bir yargıya varma süreçleri oldukça rastlantısaldır. Genellikle bir bilgisayar gibi tamamen rasyonel ilerlememektedir.

Yargıya varmanın ilerleyen aşamalarında bireyler, toplumsal yaşamda neyin neyle birlikte gittiğini çıkarsamayla da ilgilenmektedirler. Bu durum da yanlılığa neden olabilmektedir. Bireyler iki değişken arasında bir ilişki beklediğinde, ilişkililik derecesini abartmak ya da ilişki olmadığı durumlarda varmış gibi görünmek eğilimindedir. Bu duruma yanılsama korelasyon denilmektedir.

Yanlılıklar tümüyle zararlı olmasalar da olumsuz sonuçlara yol açabilmektedirler. Eğer insanlar tüm çıkarsamalarını tamamen akılcı çıkarsama modellerine göre yapsalardı, maruz kaldıkları uyaran yığını ile baş etmeleri oldukça zor olabilirdi. Bununla birlikte akılcı düşünmeden gereğinden fazla uzaklaşmak ve yanlılıklara olması gerekenden fazla izin vermek yanlış kararlar alınmasına neden olabilmektedir. Bu yanlış kararlar ise sosyal yaşamımızda başarısızlıklara ve bireylerle kurduğumuz ilişkilerde problemlere yol açabilmektedir.

Faydalanılan kaynak:

Taylor, S., Peplau, L. A., & Sears, D. (2015). Sosyal Psikoloji. (A. Dönmez, Çev.) Ankara: İmge Kitabevi.

Tarih:Psikoloji