İçeriğe geç

Pozitif Psikoloji Üzerine

Hümanistik psikolojinin ortaya çıkıp yaklaşık 30 yıl sonra etkisini kaybettiği bir dönemden sonra; yeniden, 1998 yılında APA (American Psychology Association) başkanı Martin Seligman’ın insan doğası ve potansiyeline yönelik daha pozitif bir bakış açısı geliştirme çağrısı coşkuyla karşılandı ve 2000 yılında APA’nın önde gelen akademik dergilerinden American Psychologist özel bir sayının tamamını pozitif psikoloji konusuna ayırdı (Schultz & Schultz, 2007, s. 684-685).
Bu özel sayıdaki Martin Seligman ve Mihaly Csikszentmihalyi tarafından yazılan “Pozitif Psikoloji: Giriş” başlıklı makalede yer alan, Seligman için pozitif psikoloji ilhamının nasıl oluştuğunu anlayabildiğimiz, yine onun dilinden olan anlatıma göz atalım.
Bir gün, Seligman ve kızı bahçe işleri ile uğraşmaktadır. Seligman yaptığı işe odaklanmış bir şekilde çalışırken, kızı Nikki yabani otları havaya atmakta, şarkı söylemekte ve dans etmektedir. Bunun üzerine Seligman kızını azarlar, kızı Nikki de bir süre uzaklaştıktan sonra gelip babasıyla konuşmak istediğini söyler ve şu cümleleri kurar (Seligman & Csikszentmihalyi, 2000, s. 5-6):
“Beşinci yaş günümden öncesini hatırlıyor musun? Üç yaşımdan beş yaşımın başlangıcına kadar bir sulu gözdüm. Her gün sızlanırdım. Beş yaşına geldiğimde daha fazla sızlanmamaya karar verdim. Bu şimdiye kadar yaptığım en zor şeydi. Eğer ben sızlanmayı bırakabildiysem, sen de böyle mızmız olmayı bırakabilirsin”
Seligman (2000), kızının kurduğu bu cümlelerin kendisinde oluşturduğu etkiyi şöyle ifade etmektedir:
“Bu benim için bir aydınlanmaydı, daha azı değil.”
Çünkü Seligman Nikki’nin iyilik halini sağlayabilmenin onun huzursuzluklarını ve sızlanmalarını ortadan kaldırmakla ilgili değil, Nikki’nin bunu kendisinin yapmasını sağlamakla ilgili olduğunu keşfetmiştir (Seligman & Csikszentmihalyi, 2000, s. 6).
Seligman ve diğer psikoloji profesörlerinin faaliyet gösterdiği Pensilvanya Üniversitesi bünyesindeki Pozitif Psikoloji Merkezi resmi internet sitesindeki pozitif psikoloji tanımı da Seligman’ın Nikki’de fark ettiklerini destekler şekildedir:
Pozitif psikoloji , bireylerin ve toplulukların gelişmesini sağlayan güçlü yönlerin bilimsel çalışmasıdır. Alan, insanların anlamlı ve doyurucu yaşamlar sürdürmek, kendi içlerinde en iyi olanı geliştirmek, sevgi, iş ve aktivite deneyimlerini geliştirmek istediği inancı üzerine kuruludur (“Penn Arts & Sciences”, t.y.).
Tanımdan ve Seligman’ın hikayesinden anlaşılacağı üzere; pozitif psikoloji, atası sayabileceğimiz hümanist bakış açısına benzer bir şekilde bireylerde kendi iyilik hallerini sağlamaya yönelik bir potansiyel bulunduğunu savunmaktadır ve psikoloji yalnızca patolojilere değil aynı zamanda bu iyilik hali ile potansiyele de odaklanmalıdır. Seligman’ın hikayesinde Nikki, erken yaşta bu potansiyelini fark etmeye başlamış görünmektedir.
“Pozitif Psikoloji: Giriş” makalesinde yer alan başka bir kişisel hikâye Mihaly Csikszentmihalyi’ye aittir. Csikszentmihalyi’nin hikayesinde de pozitif psikolojinin doğmasına kaynaklık eden bu tarihsel süreç benzer şekilde görülebilmektedir. Csikszentmihalyi için, insan potansiyeline yönelik farkındalık 2. Dünya savaşı sonrası Avrupa’da yaptığı gözlemlerinin ardından oluşmuştur. Csikszentmihalyi’ye göre 2. Dünya Savaşı insanların hayatında derin değişimlere ve tahribatlara neden olmuştur. Sosyal desteklerini, işlerini ve paralarını kaybeden insanlar bir boşluktan ibaret hale gelmiştir. Bununla birlikte bazı insanlar her şeye rağmen bütünlüklerini korumuştur. Bu insanlar mutlaka en eğitimli, en saygın, en yetenekli kişiler olmamıştır (Seligman & Csikszentmihalyi, 2000, s. 6-7).
Bu durum Csikszentmihalyi’nin aklında “Bu insanlar hangi güç kaynaklarını kullanıyorlardı?” sorusunun oluşmasına neden olmuştur. Csikszentmihalyi bu sorunun cevabının peşinden giderek Amerika’ya psikoloji eğitimi almaya gelmiştir. Ancak bir süre sonra Amerika’da psikolojinin oldukça mekanik ve patoloji odaklı ele alındığını görmüştür. 10 yıl sonra bu duruma bir tepki olarak; Maslow ve Rogers tarafından temelleri atılan hümanistik bakış açısı onu her ne kadar heyecanlandırsa da bir süre sonra bu girişim de etkisini yitirecektir (Seligman & Csikszentmihalyi, 2000, s. 5-7).
Refah ve optimal işleyiş ile ilgili bir alan olarak pozitif psikoloji ilk bakışta klinik psikolojinin dışında görünebilmektedir. Bununla birlikte pozitif psikoloji alanındaki psikologlar en ağır psikolojik yükleri bile taşıyan kişilerin, yaşamlarında sadece acılarının giderilmesinden çok daha fazlasını önemsediğini ve bunun için gerekli potansiyele sahip olduklarını savunmaktadır. Ruhsal sorunlara sahip bireyler; sadece zayıf yönlerini düzeltmeyi değil, güçlü yanlarını da geliştirmek, anlam ve amaçlarla dolu yaşamlar sürmek istemektedirler. (Duckworth, Steen, & Seligman, 2004, s. 630).
Pozitif psikoloji ekolüne göre yalnızca olumsuzlukları gidererek nitelikli müdahale gerçekleştirilememektedir. Albert Camus, felsefenin en önemli sorununun birinin neden intihar etmemesi gerektiği sorusu olduğunu ifade etmiştir. Pozitif psikoloji alanındaki psikologlar, bu soruya sadece depresyonu iyileştirerek cevap verilemeyeceğini; yaşamak için de olumlu nedenler olması gerektiğini savunmaktadırlar (Seligman & Csikszentmihalyi, 2000, s. 13).
Pozitif psikoloji; formal bir hareket ve bir psikoloji ekolü olarak kabul edilirken, bu kabulün hümanistik psikoloji için geçerli olduğunu söylemek güçtür. Danışan merkezli terapi anlayışıyla hümanistik psikolojiye pek çok katkıda bulunmuş Carl Rogers da dahil olmak üzere pek çok psikolog ve psikoloji alanında çalışan bilim insanı da tüm niteliklerine rağmen hümanistik psikolojinin gerçekte etkili bir ekol olamadığını kabul etmiştir (Schultz & Schultz, 2007, s. 683-684). Pozitif psikolojinin; ortaya çıktıktan sonraki 30 yıllık bir sürenin ardından etkisini yitirmeye başlayan hümanistik psikoloji hareketinin en uzun soluklu mirasını temsil ettiği kabul edilmektedir (Clay, 2002, s. 42).

FAYDALANILAN KAYNAKLAR
Clay, R. (2002). A Renaissance For Humanistic Psychology. Monitor on Psychology, 33(8), 42.
Duckworth, A. L., Steen, T., & Seligman, M. (2004). Positive Psychology In Clinical Practice. Annual Review of Clinical Psychology, 1, 630-640.
Penn Arts & Sciences. (tarih yok). Positive Psychology Center: https://ppc.sas.upenn.edu/ adresinden alındı
Schultz, D., & Schultz, S. E. (2007). Modern Psikoloji Tarihi (1 b.). (Y. Aslay, Çev.) İstanbul: Kaknüs Yayınları.
Seligman, M., & Csikszentmihalyi, M. (2000). Positive Psychology An Introduction . American Psychologist, 55(1), 5-7.
Seligman, M., Tayyab , R., & Acacia , P. C. (2006). Positive psychotherapy. American Psychologist, 61(8), 774.

Tarih:GenelPsikoloji